Online TerapiDanışan Yorumları

Postpartum Depresyonu ve Tedavisi

Postpartum depresyonunun oluşmasında dış etkenler

Postpartum Depresyonu olma olasılığı istenmeyen gebeliklerde, sosyo-ekonomik zorluk yaşayan ailelerde, eşin duygusal olarak yeterince destekçi olmadığı durumlarda, ölüm ayrılık gibi beklenmedik hayati olaylarda, evlilik dışı gebeliklerde daha yüksektir.

Depresyonun kadınlarda görülme sıklığı erkeklerden daha fazladır. Doğumla birlikte hormonal pek çok değişiklik olur.  Doğumdan sonra annenin depresyona girmesi çocuğun gelişiminde kalıcı hasarlara neden olur. Yapılan araştırmalar İlk birkaç hafta yaşanan olumsuz duygu ve durumunun, uykusuzluk, yorgunluk gibi sebeplerden kaynaklı pek çok kadında duygusal iniş çıkışların olduğunu gösterirken daha uzun süren duygu durum bozukluklarının çocuğun gelişimini olumsuz yönde etkilediğini göstermektedir.

Bebek dünyaya geldiğinde annenin bakımına muhtaçtır

Bebek dünyaya geldiği andan itibaren fiziksel olarak diğerinin bakımına muhtaçtır. Bebek anne karnında milimetrik olarak hesaplanan bir sistemden gerçek dünyaya yani beslenmeye, korunmaya, dokunulmaya, sıcaklığa ve temasa ihtiyaç duyduğu yere geldiğinde Otto Rank’ın tabiriyle ilk travmasını yaşar. Bunun adı ‘doğum travmasıdır’. Bebeğin ihtiyacı hiçbir zaman anne karnındaki gibi mükemmel olarak karşılanmayacak ancak ihtiyaçları yerinde ve yeterince karşılandığı zaman ilerde sağlıklı bir çocuk ve yetişkin olabilecektir.

Bebeğin anneye bağımlı olması annede kaygı yaratır

Anne kendisine her bakımdan muhtaç ve bağımlı olan bebeğin ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanabilir. Özellikle çoğul gebeliklerde ve ilk gebeliği olan annelerde bu durum annenin kaygısını daha da yükseltir. Anne bebeğin sürekli ve bitmeyen ihtiyaçlarına karşı boğulma hisseder.

 Postpartum Depresyonu TedavisiGeçmişte bebeği olan annelerin daima etraflarında onlara yardımcı olabilecek bir annesi, teyzesi, akrabası ya da komşusu vardı. Bu komşular bebeğin bakımına yardımcı olurken anne kendisine bireysel olarak zaman ayırabilmekteydi. Gittikçe yalnızlaşan ve bireyselleşen toplumla beraber anne bebeğinin bakımında yalnız kaldı.

Doğum sonrası depresyonu nasıl anlaşılır

Doğum sonrasında yaşanan depresyon aslında bildiğimiz depresyona çok benzerdir. Belirtileri şöyledir; daha önce keyif alınan etkinliklerden artık keyif alınmaması, boşluk, anlamsızlık ve hiçlik duyguları, enerji azlığı, çok fazla uyuma ya da sürekli uykusuzluk sorunları, halsizlik, rutin yeme alışkanlığının dışında çok az yeme ya da aşırı yemek yeme davranışı, cinsel isteksizlik, sürekli huzursuzluk hissi, konsantrasyon sorunları, yalnızlık, çaresizlik ve intihar düşünceleri. Bu belirtilerden biri ya da bir kaçı annede görülebilir. Ayrıca anne bebeğine zarar vereceği korkularını taşıyabilir.

Deprese olan annelerin bebekleriyle ilişkilerinde uzun süre bebekle göz teması kuramadığı, diğer annelere göre fazla öfkeli olduğu, çocuklarıyla duygusal bağ kurmakta zorlandıkları, çocuğun çıkardığı seslere karşı kayıtsız kaldığı ve ve çocuklarına geri bildirimde bulunmakta zorlandıkları görülmüştür.

Depresyonun ilerlemesiyle birlikte annenin ruhsal durumu daha da gerileyerek psikotik bir atak geçirme ihtimali vardır. Psikotik atak geçiren annelerde bebeğini ve kendisini öldürme düşünceleri, bebeğin bakımını yapamama, kirlilik duyguları, bebeğin kendisine ait olmadığı düşünceleri, etraftan kendisine ve bebeğe zarar geleceğine dair paranoid korkular olabilmektedir.

Bir çocuk iyi bir anne olamadığı için korkunç bir suçluluk duyabilir

 Justin Call

Postpartum DepresyonuYapılan araştırmalar annenin ailesinde postpartum depresyon geçmişinin olmasının duygusal bir geçişi olabileceğini gösteriyor. Özellikle annenin kendi annesi böyle bir durum yaşadıysa annede de görülme olasılığı oldukça yüksek. Sistem aile dizimi terapilerinde mutsuz, duygusuz ve uzak olan annelerin büyüttüğü çocukların kendileri anne olduklarında da annelerinin duygularına benzer duygular yaşadıkları görülüyor. Depresyon sorunu yaşayan annelerin kendi anneleri, çocuklarıyla ilişkilerinde düzensiz, dengesiz ve soğuktur. Çocuklarını kendi iç çatışmaları yüzünden anlayamazlar ve çocuklarının duygusal ihtiyaçlarını karşılayamazlar. Dolayısıyla  kendi iç dünyasını düzenleyemeyen anne ilerde kendi çocuğunun iç dünyasını düzenleyebilme becerisini kazanamaz.

Annenin bilinçdışı duyguları bu süreçte açığa çıkar

Anne bebeğine kendi ebeveynlerinden ya da kardeşlerinden birinin tasarımını yansıtabilmektedir. Böyle bir durumda anne duygusal bir kaos yaşar, bebeğiyle ilgili gerçekçi tasarımları olmadığı için yaşadığı bu kaotik durumun sonucu olarak postpartum depresyonu yaşayabilmektedir.

Annenin depresyonu çocuğu etkiler

Bazı anneler depresyonun ortalama bir yıl içinde azaldığını belirtseler de çoğu annede bu durum çok uzun süre devam etmekte ve herhangi bir psikolojik destek alınmadığı taktirde diğer gebeliklerde tekrar etmektedir. Özellikle bebek açısından beyin gelişiminin en hızlı olduğu ve nöronal ağların hızla geliştiği bu dönemde annenin postpartum depresyon yaşaması bebeğin beyin gelişiminde kalıcı hasarlara sebep olabilmektedir. Annesi depresyonda olan bebeklerde de depresyon ve geri çekilme belirtileri görülmektedir. Ayrıca bu bebeklerde bağlanma sorunları olduğu görülmüştür.

Bakırköy Psikolog Tavsiyesi

Annesi depresyonda olan bebeklerin dış dünyaya karşı keşif duyguları azdır, diğerlerine bakmaktan kaçınır, öğrenme kapasiteleri daha düşüktür, diğerleriyle ilişkileri daha kısa süreli ve zayıftır, duygusal gelişimleri yaşıtlarına göre daha geridedir, yeni bir duruma alışma süreleri daha uzundur.

Tedavisi ve başaçıkma

Aşırı ihmal edilmiş ya da duygusal ve fiziksel ihtiyaçları yerinde ve yeterince karşılanmamış kadınlarda görülme olasılığı daha yüksektir. Tedavide kişinin depresyonda olduğunun farkında olması bunun psikoterapi uygulaması ile geçebileceğini bilmesi önemlidir.

Psikoterapide terapist danışan arasında kurulan iletişim sonucunda aktarım ilişkisi başlar. Terapistin aktarımı yorumlaması, danışanın terapide ilerlemesini sağlar. Çocukluk çağında yaşanılan olayların bugünkü hayatıyla bağlantısı konuşulur. Zamanla depresyonun azaldığı ve geçtiği gözlenir.

 

 

Uzman Klinik Psikolog Gülcem Yıldırım

Buraya tıklayarak instagram hesabımı takip edebilirsiniz.

Bakırköy Psikolog

Bakırköy Psikolog Gülcem Yıldırım; kişilik bozuklukları, emdr terapisi, eft terapisi, bireysel psikoterapi alanlarında çalışan, Beylikdüzü Psikolog, Bahçelievler Psikolog adreslerinde de hizmet vermektedir.

Kişilik Bozuklukları

Kişilik bozukluğu kişinin çevreye uyumunu, günlük işlevselliğini bozan, kendinde gerilim- kaygı hali oluşturup, içinde yaşanılan kültürün beklentilerinden sapma gösteren, süreklilik taşıyan bir hal alması durumunda bahsedilen bedensel, düşünsel ve ruhsal özelliklerdir....

EMDR Terapisi

EMDR, Türkçe açılımıyla Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme, güçlü bir psikoterapi yaklaşımıdır. Bugüne kadar her yaştan yaklaşık 2 milyon kişinin farklı tiplerde psikolojik rahatsızlıklarının başarıyla tedavi edilmesini sağlamıştır.

Bireysel Psikoterapi

Psikoterapi Nedir?

Bireysel Psikoterapi dediğimiz zaman yetişkin bir bireyin günlük yaşantısını etkileyen, bozan ya da sekteye uğratan her türlü ruhsal sıkıntıdan söz etmek mümkün. Normalliğin tanımı yapılırken hep şu ifade kullanılır, kişinin kendi iç dünyasıyla barışık, sosyal çevresiyle uyumlu bir hayat yaşaması.

Beylikdüzü Psikolog

Beylikdüzü Psikolog Gülcem Yıldırım, psikoterapi desteği görmek isteyen kişinin hayatında yanlış giden bir şeyler olduğunu fark etmesi ve bununla ilgili değişime açık olmasını bekleriz. Çoğu zaman bireysel terapi için başvuran danışanların arzusu iyi hissetmektir. Bu çok doğal bir istek olmakla beraber terapinin süreciyle uyuşmaz. Psikoterapiye gelen danışanlar hayatlarında yapacakları her değişiklikten sonra kötü hisseder. Bunun sebebi beynin bir konfor alanı vardır. hep aynı şeyleri yapmak ister, hep aynı yoldan yürümek ister, evde bile hep aynı koltukta oturmak ister. Dolayısıyla kişi psikoterapi sürecinde hayatıyla ilgili yaptığı her değişiklikte kaygı, korku, endişe gibi bilinmezliğin getirdiği doğal duygularla karşılaşır. Bu süreç geçici olmakla beraber kişinin terapideki beklentisiyle uyuşmazlık gösterir çoğu zaman.

Seans Odasında Ne Olur?

Psikoterapi odası kişinin zaman zaman canının acıdığı, ağladığı, üzüldüğü, şaşırdığı, farkındalığının arttığı, ilişki kurma yetisinin kuvvetlendiği kendine bakma yeridir. Kişi bu odada kendisiyle tanışır, neyi sevdiğini, hangi durumlarda öfkelendiğini, neyin onu üzdüğünü, aslında kim olduğunu görür. Uzun, keyifli, zorlu, umutlu bir yolculuktur. Bu yolculuğun sonunda ithaki(mutluluklar ülkesi) ülkesi yoktur.

Bahçelievler Psikolog

Bahçelievler Psikolog Gülcem Yıldırım: Hayat devam ettikçe kötü duygular da devam eder, kayıplar, üzüntüler, öfkeler hepsi devam eder. Psikoterapide kişi bu duygularla nasıl başa çıkacağını öğrenir. Duygularıyla savaşmak yerine onları kabul edip, varolmasını izin verip, onları seyretmeyi öğrenir. Hissettiklerinin anlamını kendi kendine bulmayı öğrenir. Arkadaşım öyle dediği için bu kadar üzüldüm, annem şöyle davrandığı için öfkelendim, bu kadar çok çalıştığım için bunaldım demeyi öğrenir.Psikoterapiden sonra çocukluğunda yaşadığı problemlerle bugün karşılaştığında duygusu daha hafif olur. Çocuklukta üzüntü veren anıların duygusu boşaldıkça kişide hafifleme, genişleme, özgürleşme duyguları olur. Psikoterapi sürecinden sonra eskisi kadar yüksek duyguları olmaz. Eskisi kadar dibe çökmez. Üzüntüsü daha az ve geçici olur. Çocukluğunda yaptığı, iyi hissettiren davranışları bulmak da psikoterapi sürecinin ilerlemesinde kişiye çok katkı sağlar. Çocukluğunuzda yaptığınız, iyi hissettiren davranışları bugün yapmak kişinin iyileşmesini sağlar. Sebebi kişinin kendisiyle bağ kurmasıdır, kendi gerçek kimliğiyle bağ kurması. Psikoterapi sürecinde bireysel psikoterapi konusunda destek verdiğim ruhsal problemleri şu şekilde sıralayabilirim; Depresyon,Kayıp ve yas terapisi,fobiler,Travma ve iyileşme,Panik Atak,Obsesif Kompulsif Bozukluk,Bağımlılık,Özgül Fobi,Sosyal Fobi,Yaygın Anksiyete Bozukluğu,Kişilik Bozuklukları

Online Terapi Nedir? Online Terapinin Faydaları

Online terapiye olan talep teknolojinin ve internet kullanıcılarının günümüzde hızla artması ile beraber ciddi oranda artış göstermiştir. İnternet kullanımının yaygınlaşması, bütün dünyaya erişimi tek bir tuşa indirgemiştir. Ülkemizde henüz çok yaygın olmasa da, dünyada yaygın olarak kullanılan online terapinin ükemizde de çok yakın bir gelecekte hızla yaygınlaşacağı kanaatindeyim. Günümüzde zaman, ulaşım ve yoğun iş şartları nedeniyle pek çok kişi yüz yüze psikoterapi desteği almakta zorlanıyor. Hal böyle olunca psikoterapi desteği almak için online psikoterapiye olan ilgi ve talep gitgide artıyor. Online psikoterapi özellikle; yurt dışında bulunup dil sorunu nedeniyle psikoterapi desteği alamayan kişiler, yoğun iş temposundan dolayı zaman bulamayanlar, içe dönük kişiler, hali hazırda psikoterapi desteği alırken şehir ya da ülke değişikliği yapanlar ve herhangi bir sebepten yüz yüze terapiyi tercih etmeyenler için kurtarıcı bir nitelik taşıyor.

Online Terapi Nasıl Yapılır? Online Psikolog

Online terapi ;internet üzerinden görüntülü ve sesli olarak gerçekleştirilen bir psikoterapi hizmetidir. Online terapi uygulaması genellikle Skype üzerinden yapılır. Bu psikoterapi seansları için internet bağlantınızın,bilgisayarınızın ya da telefonunuzun olması yeterlidir. Online terapi sırasında sessiz, rahatsız edilmeyeceğiniz bir ortam olması gerekir.



Zuhuratbaba Mah. İncirli Cad. No:47 Osmancık Apt. Kat:1 daire 2, Bakırköy