Mindfulness tekniği yani bilinçli farkındalık kendimizle temas kurmamızı sağlayan yaşadığımız an’ın farkına varmamızı sağlayan binlerce yıllık geçmişi olan kadim bir öğreti, mucizevi bir teknik. Mindfulness ne demektir, doğu kültürününde oldukça eski olan bu teknik günümüzde şehir hayatının getirdiği strese çare ararken keşfettiğimiz beyinle ilgili yapılan araştırmalarla etkilerinin kanıtlandığı psikoterapide danışanın iyileşmesini hızlandıran çok yönlü işlevsel bir teknik.

Bizim beynimiz yaşadığımız modern hayata göre dizayn edilmemiş. Bizim beynimiz bu kadar hızlı gelişen ve değişen bir dünyaya uyum sağlayamıyor. Sabah kalktığımız andan itibaren sürekli bir seçim yapmamız ve karar vermemiz gerekiyor. Kıyafet seçimi, kahvaltı seçimi, gidilecek olan yol güzergahının seçimi, bu liste böyle uzayıp gidiyor. Beynimiz hala vahşi doğa hayatındaki ayarlara sahip olduğundan bu kadar seçim yapmak beynin kapasitesinin çok üzerinde. Dolayısıyla beyin bu kadar seçeneği bilinçli bir şekilde gözden geçirip en doğru kararı vermek yerine otomatik pilota bağlıyor. Böylelikle yükünü azaltıp daha hızlı seçim yapıyor.
Uyanık kaldığımız süre boyunca yaşadığımız an’ın yüzde ellisinde ya geçmişte yaşıyoruz, ya geleceği kurguluyoruz, ya kendimizi eleştirip yargılıyoruz, ya başkalarını suçluyoruz ya da kendimizi diğerleriyle kıyaslıyoruz. Zihnimiz sürekli meşgul, zihnimizde hiç bitmeyen bir akış var. Zihnimizdeki hiç bitmeyen bu akış yediğimiz yemeğin farkında olmamızı engelliyor, elimizde tuttuğumuz su bardağını nereye koyduğumuzu hatırlamamızı engelliyor. Dolayısıyla kendimizle temas kurmamızı engelliyor, yaşadığımız çevre ile temas kurmamızı engelliyor, ilişkide olduğumuz kişilerle temas kurmamızı engelliyor.
Bilinçli farkındalığı günlük hayatın içinde dikkat ederek, farkında olarak ve hatırlayarak kullanıyoruz. Yavaş hareket etmek bunların içinde en önemli olanı. Hareketimiz hızlandıkça yaşadığımız anı’ı kaçırıyoruz. Bir sürü işi aynı anda yapmaya çalışırken hiç birine odaklanamıyoruz. Hızlı yürüyor, hızlı konuşuyor, hızlı hareket ediyoruz. Bedenimizi yavaşlattıkça düşüncelerimizin hızı da yavaşlamaya başlıyor. Böylece daha çok seçim hakkımız oluyor. Dikkat ise ikinci en önemli olanı. İçimizde olup bitene dikkat vermekle başlıyoruz buna, bedenimizde o an ne oluyor, omuzlarımız gergin olabilir, acıkmış olabiliz, karnımızda hafif bir ağrı hissediyor olabiliriz, avuçlarımız karıncalanıyor olabilir. Bunların hepsi bedenimizde ne olup bittiğini bize anlatan şeyler. Dikkatimizi dışarıya çevirdiğimizde ise etrafımızda ne oluyor, yanımızdan geçen çocuğun sesi, yüzümüzde gezinen rüzgarın soğukluğu, önümüzde uzanan binanın rengi, bedenimde ne oluyor ve dışarda ne oluyoru gizli bir gözlemci gibi fark ediyoruz, farkında olarak hissederek yaşıyoruz.

Şu an bu yazıyı okurken vücudunuzda olup bitene bir bakın. Gözlerinizin yandığını hissediyor olabilirsiniz, yeni bir şeyler öğrenmenin heyecanıyla kalbinizin biraz hızlı çarptığını fark ediyor olabilirsiniz, omuzlarınızdaki yorgunluğu hissediyor olabilirsiniz. bütün bu duygularla temas kurdunuz, yani tam da şu anda burdasınız.
Dikkat etmek, dikkatini vermek geliştirebilir bir beyin özelliği. Dikkat alıştırması yaparken öncelikle yaptığınız işe dikkatinizi vermeye niyet ediyorsunuz. Örneğin dişlerinizi fırçalarken yaşadığınız bu anın farkında olmak istiyorsunuz diyelim,dişlerimi fırçalarken yaşadığım anda kalmaya niyet ediyorum diye başlıyorsunuz. Dişlerinizi fırçalamaya başladınız bir dakika sonra zihniniz acaba ne yemek pişirsem diye düşünmeye başladı, alternatifleri sıraladınız, dışarıda yesek nasıl olur diye düşünüyorsunuz…. Diş fırçalamadan koptunuz. Dördüncü dakikada koptuğunuzun farkına vardınız. Zihninizi yavaşça geri çağırıyorsunuz. Arka dişlere geçmişsiniz o anda henüz farkına vardınız. Birkaç dakika sonra zihniniz tekrar kopuyor. Bu kez işyerindeki toplantıyı düşünüyorsunuz, hoşlanmadığınız bir iş arkadaşınız geliyor sonra zihinize, ona nasıl davranacağınız, ne sorarsa nasıl bir cevap vereceğinizin provasını yapıyorsunuz… an’a geri geldiğinizde diş fırçalamanızın bittiğini ağzınızı yıkadığınızı farkediyorsunuz. Düşünce gidecek, gelecek gitmemesi mümkün değil. Gittiği zaman düşünceyi geri çağırıyorsunuz, orada kası güçlendiren şey geri çağırmak.
Gökyüzünde bulutların hareket etmesine rastlamışsınızdır. Zihin tıpkı gökyüzündeki bulutların hareket etmesi gibi birbiriyle bağlantılı düşünceleri ardı ardına sıralar. Yani zihindeki akış hiç durmaz. Biz zihnimizde varolan akışa müdahale etmiyoruz. Zihnimizi hürmetli bir şekilde yaşadığımız an’a geri çağırıyoruz. Düşüncemizi saygılı bir şekilde yaşadığımız an’a geri çağırıyoruz. Bu egzersizi yaptıkça beynimizin dikkatle ilgili kısmı gelişmeye başlıyor.
Beyni Yapısal Olarak Değiştirmek MümkünYapılan araştırmalar, EEG çalışmaları gösteriyor ki beyni yapısal olarak değiştirebiliyoruz. Her gün spor yaptığınızda kaslarınızın geliştiğini görürsünüz, dikkatle ve farkındalıkla ilgili bu çalışmayı yaptığınızda da zihininizdeki beyin kasları gelişiyor. Bilinçli farkındalık danışmanlığı kendi başına bir danışmanlık tekniği değil, danışmalığında kullandığımız tekniklerden bir tanesi.
-Depresyondaki kişinin en önemli sorunu zihninde sürekli kendisini eleştiren, kızan, aşağılayan , her şeyin kötü gideceğini söyleyen iç sesinin acımasızlığıdır. Bilinçli farkındalık kişinin otomatik pilottaki negatif düşüncelerinin farkına varmasını sağlıyor. Düşünce gittiğinde düşünceyi yaşadığı an’a geri çağırmak zihindeki felaket senaryolarının akışını durduruyor. Dolayısıyla depresyonun iyileşmesini sağlıyor.
-Sevgili, partner, eş ilişkilerinde faydalıdır. İkili ilişkilerde diğerinin söylediği bir sözün ya da yaptığı bir davranışın sizde oluşturduğu duyguyu görmenizi sağlar. Örneğin eşiniz evin dağınıklığından şikayet ettiğinde sizin ne kadar çok öfkelendirdiğini fark etmenizi sağlıyor. Çift danışmalığına gelen danışanlarda iyileşmeyi hızlandırıyor.
-İç görü oluşmasını ve danışmalıkta iyileşmenin hızlanmasını sağlıyor. Danışmalıkta danışanların bilinçdışı süreçlerini bilinçli bir şekilde görmelerini sağlıyor. Neye neden tepki verdim, bunu çocukluğumda nasıl yaşadım, şimdi bu davranışımı nasıl dönüştürebilirim. Günlük hayatta yaşadığımız olaylar çocukluğumuzla bağlantılı olaylar. Bunu fark ettiğimizde hayatımızın kontrolü kendi elimize geçiyor. Yoksa çocukluğumuzda yaşadığımız hikayeleri tekrar edip duruyoruz.
-Öğrenmeyi kolaylaştırıyor. Yaşadığımız an’ın farkında olmak, okuduğumuz kitabın içeriğinin de farkında olmamızı sağlıyor. Odaklanmamızı kuvvetlendiriyor, daha az emekle daha çok öğrenmemizi sağlıyor.
Aile Terapisti Gülcem Yıldırım
Buraya tıklayarak instagram hesabımı takip edebilirsiniz.
Aile-İlişki-Evlilik Danışmanı Gülcem Yıldırım; aile danışmanlığı, ilişki danışmanlığı, evlilik danışmanlığı, emdr, eft, bireysel danışmanlık alanlarında çalışan, Bakırköy Psikoterapist, İncirli Psikoterapist, Ataköy Psikoterapist, Bahçelievler Psikoterapist adreslerinde de hizmet vermektedir.
Kişilik bozukluğu kişinin çevreye uyumunu, günlük işlevselliğini bozan, kendinde gerilim- kaygı hali oluşturup, içinde yaşanılan kültürün beklentilerinden sapma gösteren, süreklilik taşıyan bir hal alması durumunda bahsedilen bedensel, düşünsel ve ruhsal özelliklerdir....
EMDR, Türkçe açılımıyla Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme, güçlü bir psikoterapi yaklaşımıdır. Bugüne kadar her yaştan yaklaşık 2 milyon kişinin farklı tiplerde psikolojik rahatsızlıklarının başarıyla giderilmesini sağlamıştır.
Bireysel Psikoterapi kişinin hayatına zorluk yaşadığı herhangi bir dönemde başlayan kendine, çocukluğuna ve ergenliğine gittiği kendiyle tekrar tanıştığı uzun bir yolculuk sürecidir. Bu yolculuk sürecinde terapistin görevi bu uzun yolculuğa eşlik etmektir. Bu süreç minimum altı ay – bir sene sürer.
Ataköy Aile Danışmanı Gülcem Yıldırım, danışmanlık desteği görmek isteyen kişinin, hayatında yanlış giden bir şeyler olduğunu fark etmesi ve bununla ilgili değişime açık olmasını bekleriz. Çoğu zaman bireysel danışmanlık için başvuran danışanların arzusu iyi hissederek iyileşmektir. Bu çok doğal bir istek olmakla beraber danışmanlık süreciyle uyuşmaz. Kendi iç yolcuğuna çıkmak için gelen danışanlar hayatlarında yapacakları her değişiklikten sonra olumsuz duygular hisseder. Bunun sebebi beynin bir konfor alanı vardır. Hep aynı şeyleri yapmak ister, hep aynı yoldan yürümek ister, evde bile hep aynı koltukta oturmak ister. Dolayısıyla kişi bu yolculuk sürecinde hayatıyla ilgili yaptığı her değişiklikte kaygı, korku, endişe gibi bilinmezliğin getirdiği doğal duygularla karşılaşır. Bu süreç geçici olmakla beraber kişinin danışmanlık sürecindeki beklentisiyle uyuşmazlık gösterir.
Seans odası kişinin zaman zaman canının acıdığı, ağladığı, üzüldüğü, şaşırdığı, farkındalığının arttığı, ilişki kurma yetisinin kuvvetlendiği, tıpkı bir ayna gibi kendini gördüğü, kendisiyle tanıştığı bir yerdir. Kişi neyi sevdiğini, hangi durumlarda öfkelendiğini, neyin onu üzdüğünü, aslında kim olduğunu görür. Uzun, keyifli, zorlu, umutlu bir yolculuktur. Bu yolculuğun sonunda ithaki (mutluluklar ülkesi) ülkesi yoktur.
Ataköy Aile Danışmanı Gülcem Yıldırım: Hayat devam ettikçe olumsuz duygular da devam eder, kayıplar, üzüntüler, öfkeler hepsi devam eder. Seans odasında kişi bu duygularla nasıl başa çıkacağını öğrenir. Duygularıyla savaşmak yerine onları kabul edip, var olmasını izin verip onları seyretmeyi öğrenir. Hissettiklerinin anlamını kendi kendine bulmayı öğrenir. Arkadaşım öyle dediği için bu kadar üzüldüm, annem şöyle davrandığı için öfkelendim, bu kadar çok çalıştığım için bunaldım demeyi öğrenir. Seanslardan sonra çocukluğunda yaşadığı problemlerle bugün karşılaştığında duygusu daha hafif olur. Çocuklukta üzüntü veren anıların duygusu boşaldıkça kişide hafifleme, genişleme, özgürleşme duyguları olur. Danışmanlık sürecinden sonra eskisi kadar yüksek duyguları olmaz. Eskisi kadar dibe çökmez. Üzüntüsü daha az ve geçici olur. Çocukluğunda yaptığı, iyi hissettiren davranışları bulmak da danışmanlık sürecinin ilerlemesinde kişiye çok katkı sağlar. Çocukluğunuzda yaptığınız, iyi hissettiren davranışları bugün yapmak kişinin iyileşmesini sağlar. Sebebi kişinin kendisiyle bağ kurmasıdır, kendi gerçek kimliğiyle bağ kurması.
Online terapiye olan talep, teknolojinin ve internet kullanıcılarının günümüzde hızla artması ile beraber ciddi oranda artış göstermiştir. İnternet kullanımının yaygınlaşması, bütün dünyaya erişimi tek bir tuşa indirgemiştir. Ülkemizde henüz çok yaygın olmasa da dünyada yaygın olarak kullanılan online terapinin ükemizde de çok yakın bir gelecekte hızla yaygınlaşacağı kanaatindeyim.
Günümüzde zaman, ulaşım ve yoğun iş şartları nedeniyle pek çok kişi yüz yüze danışmanlık desteği almakta zorlanıyor. Hal böyle olunca danışmanlık desteği almak için online terapiye olan ilgi ve talep gitgide artıyor. Online terapi özellikle; yurt dışında bulunup dil sorunu nedeniyle danışmanlık desteği alamayan kişiler, yoğun iş temposundan dolayı zaman bulamayanlar, içe dönük kişiler, hali hazırda danışmanlık desteği alırken şehir ya da ülke değişikliği yapanlar ve herhangi bir sebepten yüz yüze danışmanlık sürecini tercih etmeyenler için kurtarıcı bir nitelik taşıyor.
Online Terapi ;internet üzerinden görüntülü ve sesli olarak gerçekleştirilen bir danışmanlık hizmetidir. Online terapi uygulaması genellikle skype, zoom, google meet ya da whatsapp görüntülü arama üzerinden yapılır. Online terapi seansları için internet bağlantınızın ve bilgisayarınızın ya da telefonunuzun olması yeterlidir. Online terapi sırasında sessiz, rahatsız edilmeyeceğiniz bir ortam olması gerekir.